Sırtımı Yasladığım Şey

Günümün büyük kısmının geçtiği bu ahşap masanın arka tarafında kitaplığımın olması, bana güvende olduğum hissini veriyor. Belki de bu güvenlik hissi, bildiklerimden değil; keşfetmeye devam edebileceğimi bilmekten geliyor.
Bazen bir kitabı açıyorum. Açar açmaz, tam da o an, zihnimdeki sorunun cevabı olan cümleyle karşılaşıyorum. Üstelik, o kitabı daha önce okumuş da olsam, ‘yine’ karşılaştığım o cümle, bu kez ‘yeni’ bir anlam taşıyor. Rafımda nicedir duran kitapta bir şeyler kendiliğinden yenilenmediğine göre, ‘anlam’ nasıl değişiyor?
Çünkü değişen, ‘benim’; kitap değil.
Bu kitaplar benim için, raflarda duran nesneler değil yalnızca. Hepsi bir düşüncenin, bir arayışın, bir yaşayışın izlerini taşıyor. Sorulmuş soruların, aranmış ve bulunmuş yanıtların varlığını hatırlatıyor.
İşte bu yüzden çalışırken, sırtımı kitaplara yaslamayı seviyorum. Aslında sırtımı kitaplara değil, onların bana hatırlattığı şeylere yaslıyorum. Merak etmeye, öğrenmeye ve her seferinde kendimi yeniden keşfetmeye…



Comments