top of page
Homepage

Hep Güçlü Olmak Zorunda Hissettiğinde Zihnin Sana Ne Anlatıyor?

  • Writer: Nesrin Kayıkcı
    Nesrin Kayıkcı
  • Apr 24
  • 2 min read

Updated: May 23

Hep güçlü olmak zorunda hissettiğimizde zihnimiz aslında bize ne anlatıyor olabilir. “Ben hallederim”, “bir şekilde çözerim”, “bu da geçer” dediğimizde dışarıdan bakıldığında bu bir güç göstergesi gibi görünür. Zor anlarda paniklemeyen, toparlayan, çözüm bulan kişi oluruz. İnsanlar bize döner, bize  güvenir. Ama çoğu zaman şu soruyu kendimize sormayız: Bu kadar güçlü kalmak bana neye mal oluyor?

 

Çünkü güçlü olmak her zaman bir seçim değildir; bazen öğrenilmiş bir hayatta kalma biçimidir. Bir noktada zihin bir denklem kurar: güçlü olursam ayakta kalırım, çözüm üretirsem sevilirim, dağılmazsam yük olmam. Ve sonra bizi korumak için bu rolü sürekli açık tutar. Yorulduğumuzu fark ettirmez, ihtiyacı geri plana iter. Her şey yolundaymış gibi devam etmemizi sağlar. 

Oysa zihin “güçlü ol” derken aslında sana her şeyi tek başına yap demiyordur. Daha derinde söylediği şey şudur: kontrolü kaybedersen güvende değilsin. Bu yüzden dinlenmek ertelenir, destek istemek zorlaşır, durmak bile suçluluk yaratır. Zihin bizi korumaya çalışır ama bunu yaparken alanını daraltır.

 

Zamanla güç, hissetmemekle karıştırılmaya başlar. Oysa gerçek güç hisleri de taşıyabilmektir. Belki   duygularımıza izin vermenin, hissetmenin, zayıflık olduğunu, dağılmanın zaman kaybı olduğunu, ihtiyaç göstermenin riskli olduğunu öğrendik. Ve bu yüzden canımız yandığında bile “önemli değil” deriz, kırıldığımızda üstünü kapatırız. Çünkü içeride bir yerde hâlâ şu korku çalışır: Eğer durursam, her şey çöker. 

 

Bu durumun bir bedeli vardır ve genelde dışarıdan görünmez. Sürekli bir yorgunluk, ama tam tarif edilemeyen bir yorgunluk… Başarılar olsa bile eksik kalan bir tatmin duygusu… İnsanların içinde olup yine de yalnız hissetmek…


Ama zihin değişebilir. Ona yeni bir şey öğretmek mümkündür. Güç, her şeyi tek başına yapmak değildir.  Destek istemek zayıflık değildir. Güçlü olmayı bırakmaya gerek yok; sadece bunun tek seçenek olmadığını hatırlamak yeterlidir.

Belki de ilk adım çok küçük bir sorudur: Bugün güçlü olmasaydım, neye ihtiyacım olurdu? Bu sorunun cevabı hemen gelmeyebilir. Ama o soru, zihinde küçük bir alan açar. Ve bazen dönüşüm tam da o küçük açıklıktan başlar.

 

Eğer bu satırları okurken içinde sessiz bir “evet” oluştuysa, bu bir zayıflık değil. Bu, zihninin sana başka bir ihtimalin mümkün olduğunu ilk kez fısıldamasıdır. Ve çoğu zaman gerçek güç tam da orada başlar.


 
 
 

Comments


bottom of page